Blog Seyahat

Yedigöller Milli Parkı

Yedigöller Milli Parkı

Aslında üniversiteye başladığım yıldan beri aklımın hep bir yerlerindeydi Yedigöller. Bir türlü nasip olmadı. Sonbaharın ortalarında tarif edemeyeceğim bir şekilde Yedigöller ateşi düştü. Gitmeli ama nasıl? Hemen en yakın arkadaşlarımla paylaştım ve araba kiralama ile şöyle şöyle diye belirttim. Bazısı katıldı bazısı müsait değildi. Gideceğiz diyenlerin işi çıktı vesaire. Ama ben kafaya koydum tekte olsa gidecektim. Cuma gece yarısı yola çıkacaktım ve akşamı arabayı kiraladım. İki kişi Avcılar’dan ve birde Tuzla’dan kuzenimi alarak 3 kişi yola çıktık. Doğrusu araba ile gidiyoruz ve sabahın erken saatinden orada olmak gibi bir durum var. Aslında güneşin doğuşunda orada olmak için böyle çıktık ama yol tahmin etmediğimiz kadar kısa geldi bize. Hatta saat 3 ve biz Yedigöllere 70 km yakındaydık. Bu durumda hızımı 60km’ye sabitleyip 😀 yavaş yavaş seyir aldım. Otobanda Yedigöller tabelasına saptık ve yavaş yava şehir merkezine ilerledik. Otobanda gördüğümüz tabeladan başka Yedigöller tabelası mevcut değil yada biz farketmedik. Siri’nin yardımıyla Yedigöller yoluna girdik. İnternet’ten araştırdığımızda yolların büyük bir bölümünün toprak olduğu yazılıydı ama yollar asfalt ve rahat bir şekilde yolculuk edilebiliyor. Tam da istediğimiz gibi tepelerin ardından ışık huzmeleri aralanmaya başlıyordu. Arabadan indik dışarısı çivi gibi soğuktu.

Gündoğumu
Gündoğumu

Saat 06:15. İlk önce bakakaldım ve fotoğraf makinesine yapıştım hemen. Herkes farklı karelerin peşinde. Hızlıca “bi de beni tek çek”ler filan. Hemen arabaya girdik. Doğrusu yolumuz eğlenceli geçmişti ama günümüzün de keyifli geçeceği belliydi. Donuyorduk ama mutluyduk daha ne olsun. Kıvrımlı yollardan önce tepelere sonra aşağılara indik. Gün yavaş yavaş aydınlanıyordu. Yolda gördüğümüz her güzellik için ayrı ayrı durduk. Her anın keyfini çıkarmaya çalıştık. Sonunda “Yedigöller Milli Parkı” tabelasını gördük. Giriş araçlar içi 12 araçsız girenler için kişi başı 3TL. Kamp kurmak için de 15 TL ücret alınıyor. Sabahın 6:30’unda parayı alacak kimse yoktu orda:D. Hemen 50mt ilerde solda Nazlı Göl vardı.

Nazlı Göl
Nazlı Göl

Hayatımda birçok göl gördüm ama ne yalan söyleyeyim burası çok başka. Sarı, turuncu ve kırmızı yapraklarla kaplanmış gölün üzeri. Sonbaharın bütün renklerini görmek mümkün aslında. İnsana verdiği huzur tarif edilemez. Şehrin o keşmekeşini içine çeken insanların çokça gelmesi gereken yerler. İnanılmaz dinginlik ve doğal rehabilitasyon merkezi. Arabayla devam edip Büyük Göl’e geliyoruz. Aynı zamanda merkez gibi bir yer. Mangal ocakları, kampçıların çadırları ve ufak bir büfe var. Kahvaltı yapmalıydık . Güzel bir şey olmasa da olur sadece yemek :D. Büfe’de kahvaltıda hazırlıyorlar. 10 lira karşılığında zeytin, peynir, bal-tereyağ, yumurta ve salatalık veriyorlar. Hazırlıksız geldik ve pişmandık. İmkanı olanların evden malzemelerini getirip burada her şeyi yapmalarını tavsiye ederiz. Nitekim kahvaltıdan sonra kampçı arkadaşların ocakları tütmeye başladı :). Biz etrafı dolaşırken onlar çalı çırpı topluyorlar.

Kamp Alanı
Kamp Alanı

Herkesi büyüleyen yer Büyük Göl olmalı. Ağaçların suya yansıması, suyun dinginliği ve havanın pususu. Mükemmellik için bütün unsurlar iç içe. Buraya daha fazla gelmeli diye iç geçirdik. Vaktimizi keşfetmeye ve öğrenmeye harcamayı ne zaman öğrenecektik acaba. Hem gözümüze hem de ruhumuza hitap eden gerçekten derin bir yer. Muazzam bir tabiat örneği. Büyük Göl’ün etrafında yürüyüş parkurları bulunuyor. Daha Yedigöller’e giriş yaptığımızdan itibaren karşılaştığımız fotoğrafçı bir abi bize küçük patikalardan gitmemizi tavsiye ediyor. Tanımadığımız birinin bizi böyle samimi karşılaması çok hoşumuza gitti. Aslında daha önce küçük bir IMG_0589ilçede yaşadığım için tuhaf bir durum değil ama İstanbul’da böyle bir şeyle karşılaşmak biraz zor. Gölün etrafını kısaca dolaştık ve bolca fotoğraf çektik. Millet çadırlarından çıkmıştı ve kahvaltı üstü çayını içenlerle karşılaştık. Kibarca masalarına davet ettiler ama yolumuz olduğu için kalamadık. Büyük Göl’de biraz soluklandık ve değerlendirme yaptık. Yanı başımızda bulunan çoğu şeye ne kadar yabancıydık. İstanbul’a bu kadar yakın bir yere nasıl daha önce gelmemiştik.

Aslında kısa bir seyahat programı oldu bizim için ama bütün pozitifliği ile bize yetti bile. Milli parkın içini bilmediğimiz için arabamızla devam ettik. Etrafı biraz gezip tekrar aynı yoldan devam ettik. İlerisi Mengen ilçesine doğru devam ediyor. Biz geldiğimiz yoldan Bolu merkeze doğru devam ettik. Saat 11:30 civarı gibiydi. Dönüş yolunda yoğun bir şekilde Yedigöller’e giden araç trafiği vardı. Şahsi arabalar ve tur otobüsleri. Anlaşılan o ki pazar gününü herkes orada geçirmek istiyordu. Kalabalığa kalmadan sabahın erken saatinde gitmeniz tavsiye edilir :).

Not: Sabah erken saatlerde ödemediğimiz ücret çıkarken temin edilmiştir :D. 

Yedigöller’e Nasıl Gidilir?

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Telefon: 0312 212 56 04
Adres: Yedigöller – Bolu

 Otoban’dan Bolu sapağından çıkın. Yedigöller tabelasını göreceksiniz ve o yolu takip edeceksiniz. Bolu’dan sonra 42 km ya da Mengen tarafından 53 kilometre.

IMG_0429

 

IMG_0535

 

IMG_0546

 

Share

Leave a comment

Or

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir