Blog Seyahat

Trakya’nın İncisi: İğneada…

Trakya’nın İncisi: İğneada…

Her zamanki gibi ortada hiç bir şey yokken yarın İğneada’ya gidelim dendi. İnternetten araba kiralandı ve cumartesi saat 12’de yola çıkılacaktır…

Uzun zamandan beri aklımızda olan İğneada’ya doğru yola koyulduk. Mahmutpaşa’dan girdik Tem’e ve Çerkezköy’e kadar otobandan devam ettik. Çerkezköy’den sonra yollar tek şerit zaman zaman da köy yolu şeklinde devam etti. Aslında biz gördüğümüz her yola saptığımız için yol biraz uzadı. Çünkü sırf yol üstünde istediğimiz güzergaha gidebilelim diye araç kiralıyorduk. Araç kiralama konusuna da değineceğiz başka bir yazıda. iğneadaİstanbul’dan çıkarken hava kapalıydı ama klasik sonbahar İstanbul havası. Longoz Ormanları’na doğru ilerlediğimizde hafiften siste kapladı etrafı ve biz içten içe seviniyoruz. Şuana kadar hayatımda geçirdiğim en keyifli yolculuktu. Elbette yolculuğa beraber çıktığımız insanlarda önemli. Yola çıkalı 3 saat olmuştu. Açıkçası çay içmek istiyorduk. Nedensiz bir şekilde çaysamıştık. Yol üzerinde bir kaç tesis görüyorduk ama girelim mi nasıldır acaba derken çoktan geçtik. Yola devam ederken bir yandan da Google Maps’ten yola bakıyorduk. Sivriler yakınındaydık ve yolda bir genç otostop çekiyordu. Hava da zaten hafif yağmurlu aldık onu. Böylece yolu da bilen birine soralım dedik. Bize, Sivriler tarafında köprü yapımı olduğunu Demirköy’den gidişin daha kolay olacağını söyledi.

Demirköy’e gelmeden yol üstünde bir Dökümhane var. Buraya uğramadan olmazdı. 2 km’lik bir yoldan sonra sessiz bir yerdeydik. Burası Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un Fethinde top ve güllelerini ve diğer askeri teçhizatların dökümlerini yapan Fatih Dökümhanesi işletmesiydi, Osmanlıdaki “Samakocuk Dökümhane-i Amire” adıyla yüzlerce yıl hizmet veren bir yer.bahama restaurant

Demirköy’ü geçtikten sonra artık bir yerde duralım dedik. İğneada yolu üzeri 5.km’de Bahama Restaurant diye bir tesise girdik.  Açıkçası çay içmek için girdik ama girişte Sadettin Amcanın Trakya sıcaklığını ve kendi yoğurduğu köfteleri görünce fikrimiz değişti. Her şey tamamen doğal burada. “30 yıldır kendi köftemi kendim yoğururum. Kimseye elletmem diyerek kıyma makinesine kaptırdığı parmağını göstererek bunca şeyden sonra bıraksınlarda ben yapayım diyor.” Bize ne kadar köftenin yeteceğini de ayarlayıp en güzelinden salatayla ve el yapımı ayranla masamıza koydu. Ve o an sesler kesildi. Efsane bir köftesi vardı. Yol üzerinden geçenlerin uğramalarını tavsiye ediyoruz. Köfte yemeseniz de muhabbet edebilirsiniz.

Buradan çıkıp hızlı bir şekilde İğneada’ya vardık. Sahiline indik hemen. Karadeniz’in hırçın dalgaları karşıladı bizi. Gerçekten çok kuvvetli dalgalar vardı. Şehir dışından gelen birkaç grup daha turluyordu sahili. Deniz ile iç içe yaşayan biri olarak buranın sahili beni çok etkiledi. O anı orada yaşamak kadar güzeli yok. Fotoğraflar çekip sahildeki çay bahçesine geçtik. Artık umut ediyoruz ki burada çay içebiliriz. Elbette istediğimiz gibi olmadı çayı yeni yapıyorlardı. Oraletle yetindik.  Nihayetinden içimiz ısınmıştı. Daha sonra oradan kalacağımız yere geçtik.

Mert GölüErtesi gün 12-13 gibi İstanbul’da olacağımız için sabah erkenden uyanıp biraz gezip sonra yola koyulmamız gerekiyordu. Sabah 06:55’uyanıp hemen Longoz Ormanları Milli Parkı’na giriş yaptık. Milli park alanında beş göl bulunur. Erikli Gölü lagün olmakla birlikte yazın denizle bağlantısı kesilir. Çavuşdere akarsuyunun denize ulaştığı yerde Mert Gölü bulunur. Parkın güneyinde denizden kumullarla ayrılan bir diğer göl ise Saka Gölüdür. Pedina gölü ve Hamam gölü ise 1-2 km içeride bulunur. Biz sadece Mert Gölü’ne gidebildik. Hamam gölü yolu bataklıktı aracımız uygun değildi geri döndük. Mert Gölü şuan sazlıklarla çevrili. Akkuyruklu Kartal, Küçük Karabatak, Küçük Kerkenez ve Küçük Yeşil Ağaçkakan’ı içerinde barındıran bir tabiat. Biz bunları göremedik ama yol üstünde Manda sürüsüne rastladık. Aslında arazi koşullarına uygun hazırlanabilseydik gerekli araç ve ekipmanlar ile daha çok yere ulaşabilirdik. Ama kesinlikle çok büyük haz aldık. Gerek geliş yolu, İğneada  gerek dönüş yolunda çok güzel manzaralar ile karşılaştık. Maalesef bir günlük kısa bir tatil oldu. Keşif gezisi oldu daha çok. Elbette buraya sık sık geleceğiz.Longoz Ormanları

İğneada’ya gelmeden önce biraz araştırmıştık ve Nükleer Santral ile ilgili haberlere rastladık. Tam doğruluğu kesinleşmemiş bir haber ama buraya göz dikilmesi gerçekten rahatsız edici bir durum. İğneada, sahili, biyoçeşitliliği, longoz ormanlarının varlığı, ekolojik güzelliklerinin yanı sıra, tarihsel ve kültürel mirası ile bir değerdir. Her zaman böyle bir şeyin karşında ve doğanın yanındayız.

Nasıl Gidilir?

Otobüslerle veya kendi aracınızla gelebileceğiniz İğneada’ya İstanbul’dan İstanbul-Saray-Vize-Poyralı-Demirköy-İğneada istikametini kullanarak ulaşabilirsiniz.

İstanbul’a 224 km, Kırklareli’ye 98 km ve Demirköy’e 26 Km uzaklıktadır İğneada.

  • Tekirdağ İğneada arası yaklaşık 157 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 2 saat 10 dakika kadar sürmektedir.
  • İstanbul İğneada arası yaklaşık 224 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 4 saat 30 dakika kadar sürmektedir.
  • Ankara İğneada arası yaklaşık 675 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 9 saat 15 dakika kadar sürmektedir.
  • İzmir İğneada arası yaklaşık 785 kilometre(km) mesafede ve araçla yaklaşık 12 saat kadar sürmektedir.

iğneada harita

Share

Leave a comment

Or

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir