Blog

Otel Odası Özlemi

Otel Odası Özlemi

10609641_793103704085673_2980344390542758982_n

Benim babam devlet işçiydi, yaklaşık 15 önce malulen emekli oldu, birkaç yıl içerisinde de vefat etti. Annem ev ise ev hanımıydı, bunların konumuzla doğrudan bir bağlantısı yok aslında, sadece malulen emekli olanların ailelerine daha düşük bir gelir bıraktıklarını bilmenizi istiyorum. Bana gelirsek; annemle Türkiye’nin küçük ve bence gereksiz bir kasabasında büyüdüm. Ağır derecede fiziksel engelli olduğumdan yapabildiğim tek şey ders çalışmaktı, ben de çalıştım.

Aslında bu hikâye de çalışmakla başladı. Dönemin ilçe milli eğitim müdürü tarafından bir şekilde takip edildim. Allah ondan razı olsun, kendisi başarımı 2 haftalık yaz tatiliyle ödüllendirmek istemişti. Saros sahilinde devlete ait üçüncü sınıf bir tatil kampıydı bizi götürdükleri… Yine de anahtarları ve kapısı numaralı, içinde yatak ve gardolaplar haricinde eşya bulunmayan, Küçücük banyolu, gardolabından paket içerisinde beyaz kağıtsı terlikler çıkan odalarla ilk tanışmamdı bu. Yine annemin hazırlamadığı, yumurtaları aşırı kaynatılmış, paket içerisinde tereyağın olduğu, çayın servis edildiği açık büfe kahvaltılarla da ilk burada tanıştım. Milli Eğitim kadrolarını değiştirene kadar birkaç yaz kalmıştık bu odalarda, ortalama bir engellinin eve hapis olduğunu düşünürsek o yıllarda yaşadığım en mutlu günlerdi. Hatta kitap okumak bile bir başka zevkliydi orada. Kalanlar bilir, bu odaların ölü saatleri vardır. Bir etkinlik için geç, diğeri için erkendir, uykunuz da yoksa tek çare roman okumaktır. Odada dikkatinizi dağıtacak kimse ya da bir şey olmadığında bütünüyle kitaba dalar, onu yaşarsınız, müthiştir.

O yıllardan 10. sınıfa kadar tekrar böyle bir şansı yakalayamadım.  10. Sınıfta bir arkadaşımla (ki kendisi Esat’tır) TÜBİTAK’ın İstanbul’daki bir etkinliğine katılmaya hak kazandık. Etkinlik 5 gün olduğundan bizi bilmem hangi lisenin uygulamalı oteline yerleştirdiler. Burası hatırladığım kadarıyla 3 yıldızlıydı ve teknik olarak kaldığım ilk oteldi. Üç Kişilik odada annem ve Esat ile kalacaktık. Küçük balkonundan bir semt ve surlar gözüküyordu. Bu oda aynı zamanda ilk gün (migren) nöbetlerimin de başlangıcı olmuştu. Büyük ölçüde yolculuğun, birazdan heyecanın neden olduğu bu nöbetin klasikleşeceğini düşmemiştim o gün. Sancılı saatlerden sonra annemim de önerisiyle Esat’la yataklarımızı birleştirdik, o ada ilk defa bir dostla aynı yatakta uyuduk. Annemin önerisini düşünüyorum ya Esat’la kaynaşmamızı istemişti ya da yatağı dar bulup düşmemden korkmuştu. Burası aynı zamanda ilk defa yabancı bir turist ile iletişim kurup “Thank you” diyebildiğimiz yerdi. Değişik duygularla geçen bir haftada; odamızı, restoranı, lobide hocamızla yaptığımız sohbetleri, annemle metrodan geç saatte dönüşümüzü unutmayacağım.

Bir yıl mola aldım ve 12. Sınıfta şimdiki üniversitemin (Özyeğin Üniversitesi) düzenlediği başka bir yarışma için tekrar İstanbul’a geldik annemle. 12. Sınıf derken ilk sınava üç dört hafta kalmış, arkadaşlarım test yiyip soru bankası içtikleri zaman Okulumuzun Sarıkız’ı, süt ineği ben ise Hayatımın kumarını oynayıp kalkıp İstanbul’a oyun programlamaya geldim. Üniversite yurdunda bir problem yaşanması nedeniyle etkinlik kapsamında 25 öğrenciyi 5 yıldızlı bir hotele yerleştirdiler. Kendimi gerçekten kumarbaz gibi hissettiğim Vegas lüksünde bir hoteldi gerçekten. Programlama demişken şahsî sponsorum ilk akşam odamıza teknik altyapımızı sağlamak için teşrif etmişti. Ben ise maalesef migrene mağluptum o akşam, o kadar gösterişli bir lavaboya kusmak da ayrı bir keyifti. Üniversite, hotel ile yetinmeyip odaya hamburger servis ettirdi de sponsorum gereken ilgiyi görmüş oldu.  O hafta gelecek 4 yılımı şekillendirecek ve o dört boyunca sık sık göreceğim insanlarla tanıştıracak beni, tabii bu durum sonradan belli oldu.

Fark ettiniz mi bilemiyorum ama şimdiye kadar yazdığım üç farklı odadan birine bile görünürde ücret ödemiş, bir şekilde hak etmiştim. Aslında satın almadan hak ederek al sahip olma, kullanma alışkanlığım o tatil kampına dayanmaktadır. Onu, müzik çalarlar, saatler, bilgisayarlar ve giysiler takip etmişti. Son Bahsettiğim hotelde bu durum zirve yapmıştı, öyle ki artık o lüksü bile doğal karşılıyordum.

O lüksten birkaç ay sonra lisemizin sadece 12. Sınıf Öğrencilerine düzenlediği İzmir gezisine katıldım, hem de kendi paramla. En sevdiğim Öğretmenlerim ve dört yıllık dostlarımla harika bir gezi olacağını umuyordum. Orta Ege’de birçok yer gezdik, muazzam yerler… Akşam annem kalacağımız otele bırakıp o beldenin içini gezmeye çıktık. Bu kez arkadaşlarım eşlik ediyordu bana, hocalarımızın takibinde. O gece çok güzel bir belde ve hoş olmayan farklar görmüştüm. Geç saate dönmüştük, bir kısmımız sarhoştu, diğerleri sabaha kadar odalar arasında dolaşıp sohbetler edecek, renkli şeyler yaşanacaktı. Bense odaya girdiğim gibi uyudum. Migrenimin bile tutmadığı bu odada bir şeyler eksikti. Kahvaltı bile bir yarım zevksizdi, bazı arkadaşlarımı etkilese bile…

Birkaç ay içinde sınav sonuçları açıklandı ve Özyeğin Üniversitesi’ni kazandım. Bahar dönemde fotoğrafçılık kulübüyle hiçbir ilgim olmaması rağmen peşlerine takılıp annemle Bursa gezisine katıldık, kendi paramızla (gülün diye vurguluyorum). Format İzmir gezisiyle aynıydı, üstelik gezideki kimseyi tanımıyorduk. Bursa’ya aşık olmakla beraber Ege’yle kapışabileceğini düşünmüyorum. Yine de bir şeyler bir önceki geziye kıyasla çok daha iyiydi. Oranın yine lüks otellerinden birine eşyalarımızı bırakıp akşam yemeğine dışarı çıktık ve geç döndük. Annemle yorgun ve mutluyduk o gece, migrenim de tutmamıştı, sahi ne olmuştu migrenime o sıralar bilemiyorum. Otel lobisi, yeşil bahçesine bakıyordu ve çok ferahtı. Çatı katındaki restoranında, doyumsuz bir Bursa manzarası vardı. Her ne kadar annemi balkona çıkmaya ikna etmesem de gayet tatmin edici bir oteldi Bursa’daki de.

Amsterdam, yüksek ortalamam bana Hollanda’da her şey dahil 17 günlük bir Hollanda stajı kazandırmıştı. Uçak biletlerinden otele kadar tüm masraflar staj yapacağım şirkete aitti. Yanımızda sadece havaalanında tanışma fırsatı bulduğumuz diğer stajyer arkadaş vardı. Amsterdam, havaalanında bizi sempatik bir taksici karşılamıştı, Taksi engellilere özeldi ve staj boyunca hizmetimizdeydi. Diğer arkadaş daha düşük bütçeli bir yerde kalırken erişilebilirlik maksadıyla bizi daha yakın bir otele yerleştirmişlerdi. 12. Sınıfta Özyeğin’in ayarladığı kadar lüks olmas1907758_773819666014077_2111961994359551193_na da modern ve şık bir yerdi. Kalanlar seyrek ve sessizdiler. Annem ile bana içerisinden birleşik iki ayrı oda verdiler. Hoş ve modern bir avrupa manzarası vardı odalarda. Televizyonlarda Türkçe olarak sadece Trt olması biraz sıkıcıydı. Ne var ki ilk geceler aralıksız 13 14 saat uyuduğumuz için çok sıkıntı olmadı televizyon. Kahvaltı yaptığımız yer bizi tamamen farklı bir kültüre sokuyordu. Manzarası yeni Amsterdam’ın bir kavşağına bakıyordu, tıkır tıkır işleyen trafik, bisikletliler, yürüyen renkli renkli insanlar, yeşillikler, sokakta huzur… İçeride ise modern batılı iş insanlarıyla günaydınlaşarak tüm canayakınlığını size hissettiren siyahi bir garsonun sunduğu değişik tatları deniyordu. Çalışmadığım günler yürüme mesafesindeki metro istasyonundan merkeze gidiyor, tüm sokaklarını dolaşıyorduk. Annemin, dolayısıyla da benim, en özgür, mutlu, huzurlu, canlı Hissettiğimiz yerdi Amsterdam. Özgürce o kadar gezdik ki şuan Amsterdam’ı Amsterdam’dan kat kat küçük olan ve 19 yıldır içerisinde yaşadığım kasabadan bile daha biliyorum. Ara sokaklarının birinde kaybolan İtalyan çifte annemle yol tarif edişimiz durumu özetler sanırım.

Aynı yaz ki bu geçen yaz demek oluyor. Amsterdam’dan döndükten birkaç ay sonra Esat’la yine yolumuz geldi. Kiralık araba, sıfıra yakın bütçeyle üç arkadaş “Akşama döneriz” diyerek yola çıktık. Bir gazla Çanakkale Boğazını geçtik, Kaz Dağları’ndan inerken tek şöförümüz Esat’ın bizi akşama kadar geri götüremeyeceği ortadaydı. Şahsî sponsorum İzmir’li oluşu ve o gün İzmir’de oluşu çoğu şeyi kurtarmamızı sağladı. Öncelikle annemi arayıp güven verdi, karnımızı doyurdu ve bizi Ayvalık’ta bir otele yönlendirdi. Daha Meydan’dayken tutan migrenim Ayvalık’taki bir lokantada, denizin ölümsüz mehtabında, Türk Sanat Müziği’nin eşsiz nağmelerinde şad oldu. Otele geldiğimizde hiç olmadığımız kadar şendik, biraz tatlı sohbetten sonra ilk defa annemin olmadığı bir otel odasında uykuya daldım. Sabah Diğerlerinden erken uyandım, pencerenin yandan gördüğü denizi seyrederken bir olsun özgür hissediyordum. Esat’ın uyanmasıyla kahvaltı için terasa çıktık. TUBITAK anılarımızla hocamızı aradık. Üçüncü arkadaşımız uyanana kadar biz Ayvalık sahilini arşınlamıştık bile. Esat onu uyandırmak ve eşyaları toplamak için beni otelin önüne bırakıp odaya çıktı. Yaklaşık 20 dakika uzaktan denizi ve kocaman gökyüzünü seyrettim. O 20 dakika bendim, nefes alıyor, yürüyor, koşuyordum. Otelin önünde tekerlekli sandalyede dostumu beklerken geçirdiğim o 20 dakika, her şeye bedeldi…

10615591_854311997926472_8583285396857218686_n

Yazmak istediklerimin çok dışına çıktım ve aşırı uzattım. Eğer Herhangi bir gezi planı yapmadan buraya kadar okuduysanız sizinle tanışmak isterim. Latife bir yana, yaklaşık 10 aydır bir otel odasına yerleşmedim ve otel odalarını özlüyorum. Sizin de özlediğinizi biliyorum. Çünkü Eğer Teoman Abinin şarkılarındaki gibi marjinal bir hayatınız yoksa ya da bir yakınınız olmayacak bir şehirde vefat etmediyse ve otel odasındaysanız mutlu, en azından heyecanlısınızdır. Çünkü yarın çok önemli bir sunumunuz, toplantınız vardır. Yıllardır görmediğiniz insanları, yerleri göreceksinizdir. Ya da annenizi hiç olmadığı kadar huzura kavuşturmuşsunuzdur. Ya da kutsal topraklarda en büyük vazifenizi yapacaksınızdır. Ya da balayınızdasınızdır, o artık sizindir. Belki  ufacık bir şehre kaçırdığınız sevdiğinize ilk kez dokunacaksınızdır. Belki de adını bile bilmediğiniz bir belanın tam üstündesinizdir ama o an, otel odasında olduğunuz o an, gülümsüyorsunuz, iyi hissediyorsunuz. Yorgunsunuz belki ama aklınıza sizi güldürecek bir şey geliverir. O akşam gülerek uyursunuz, içseniz de içmeseniz de sarhoşsunuzdur otel odasında. Her oda Renkli Rüyalar Oteli’ndedir aslında.

Muratcan Çiçek

Share

Leave a comment

Or

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir