Seyahat

EFES ANTİK KENTİ (EPHESUS) – ESKİ DOĞANBEY KÖYÜ – PRİENE ANTİK KENTİ

EFES ANTİK KENTİ (EPHESUS) – ESKİ DOĞANBEY KÖYÜ – PRİENE ANTİK KENTİ

Uzun bir aradan sonra merhaba herkes. Yoğun okul ve ders programları ve bunun üzerine promosyon bilet bulamayışım ile seyahatlere ara verdim. Neyse ki vize haftasının bitmesi ile kısa kısa programlar yapıyorum kendime.

GİTMEDEN ÖNCE 

Bu hafta sonunu değerlendirmek için sık sık yolumu düşürmeye çalıştığım İzmir’e gittim yine. Yolun getirdiği ne varsa kabullenirim ama plan yapmadan yola çıkmayı pek sevmem. Bu sefer toplam 9 sayfalık bir gezi planı hazırlayarak yola koyuldum. Bazı şeyleri planla halledemesek te derli toplu bir planın olması her zaman işleri kolaylaştırır ve alternatif rotalar çizmemize olanak sağlar.

3 günlük bir seyahat için;

  • check-in yapıldıysa,
  • arabamız kiralandıysa,
  • çantamız hazırlandıysa,
  • fotoğraf makinesi ve bilgisayarın şarjları edildiyse
  • ve yedek disklerimiz yanımıza alındıysa

havalimanına doğru gitmenin vakti gelmiştir.

GİDERKEN

İstanbul – İzmir arası 45 dakika bir uçuş süresi, kalkışı, ikramı ve inişe geçiyoruz anonsu ile hiçbir şey anlamadan seyahat ediyoruz. Adnan Menderes Havalimanı çok sevdiğim alanlardan biri. Geniş, çok fazla kalabalık değil ve pırıl pırıl. Araç kiralama ofisleri yolcu çıkışında bulunuyor. Araç kiralarken;

  • kurumsal bir firma olmasına önem verin,
  • yol boyunca her türlü şeyle karşılaşabileceğinizi unutmayın ve ekstra sigorta yaptırın,
  • aracını önceden rezerve ettirin ki istemediğiniz bir aracı size vermesinler
  • istediğiniz araç kalmadıysa bile rezervasyon yaptığın fiyattan bir üst segment araç hakkınız olduğunu unutmayın.

İLK DURAK

EFES ANTİK KENTİ

Türkiye’nin en büyük açık hava müzesi olan Efes Antik Kenti, yüzyıllar boyunca tüm Asya şehirlerinin yönetim yeri olmuştur. UNESCO Dünya Mirası olarak tescil edilen şehrin geçmişi M.Ö 6000 yıllarına dayanıyor. Efes Antik Kenti, Amazon adı ile bilinen kadın savaşçılar tarafından kurulmuştur. Isminin, Ana Tanrıça kenti anlamına gelen Arzawa krallığındaki bir kentten, Apasas’dan geldiği düşünülür. Tarihte tamamen mermerden yapılan ilk şehirdir. Liman kenti olması ticaret, kültür ve sanatta hızla ilerlemelerini sağlamış.  Aynı zamanda felsefe okulu kurarak politik ve entelektüel birikim oluşturmuşlar. Efes Antik Kenti oldukça büyük bir alana yayılmış ve gezmesi en az 2 saat sürmektedir.

DETAYLI EFES ANTİK KENTİ YAZIMA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ… 

MERYEM ANA KİLİSESİ

Efes Antik Kenti’nden çıktığınızda yediuyuyanlar yolundan yaklaşık 10 km yukarıya Bülbül Dağ’ına çıktığınızda Meryem Ana Kilisesi’ni varacaksınız. Hz.İsa’nın ölümünden 4 ya da 6 yıl sonra, St. John’ın Meryem Ana’yı Efes’e getirdiği bilinmektedir. 1891 yılında Lazarist papazlar, Alman rahibe A. Katherina Emerich’in rüyası üzerine, Meryem Ana’nın son günlerini geçirdiği evin, araştırmalar sonunda bu yer olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu olay Hıristiyanlık dünyasında yepyeni bir buluş olmuş ve din alemine ışık tutmuştur. Haç planlı ve kubbeli olan bu yapı daha sonra restore edilmiştir. Müslümanlarca da kutsal sayılan evde, Papa VI. Paul’un 1967’deki ziyaretinden sonra, her yıl ağustos ayının 15. gününde ayinler düzenlenmekte ve bu ayinler büyük ilgi görmektedir.

  • kompleksin içinde sessiz olmayı
  • yaz ayları özellikle 15 Ağustos civarı kalabalıktan dolayı gitmemenizi öneririm.
  • Giriş ücreti 10₺ ama öğrenciye bedava. Öğrenci kartınızı göstermeniz şart. 
  • Araç içinde ayrıca 10₺ ücret alınıyor.

KUŞADASI

Kuşadası’nın Yılancı Burnu denilen yerde, Efes’e bağlı Neopolis ismi ile İonlar tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Şehir daha önce, Pilavtepe eteklerinde, Andızkulesi denilen yerde kurulmuştur. Bir müddet sonra Bizanslılara ait olan bu kıyılara Venedik ve Cenevizliler, ekonomik bakımdan egemen olmuşlardır. Ulaşım güçlükleri nedeni ile Kuşadası; Andızkulesi mevkiinden alınarak bugünkü yerinde Yeni İskele (Scala Nuova) adı ile kurulmuştur. Kuşadası’nın adını verdiği Kuşadası Körfezi ve yakın çevresi, sanat ve kültür merkezleri olarak bilinmektedir ve ilk çağlardan beri birçok farklı medeniyeti barındırmıştır.

GÜVERCİN ADA 

Hacı Feyzullah Mahallesi’nde bulunan Güvercin ada Kalesi, Kuşadası Körfezi’nin ağzında limanı koruyan bir konumda yapılmıştır. Güvercin ada üzerinde, Barbaros Hayrettin Paşa tarafından yaptırılan bir iç kale ve İlyas Ağa tarafından yaptırılan surlar yer almaktadır. Bu surlar Mora İsyanı sırasında adalardan ve denizden gelebilecek saldırıları önleyebilmek için yaptırılmıştır. Surlar adayı çepeçevre saracak şekilde yaklaşık 3 metre yüksekliğinde inşa edilmiştir. Kalenin yapımında kullanılan taşlar Yılancıburnu’ndan getirilmiştir. Kalenin içinde bilgilendirici pek çok tabela mevcuttur. Burada bulunan kuş türleri ve diğer canlı türleri hakkında birçok pano yapılmış ve bilgiler verilmiştir. Kuşadası’na asıl ismini verende burada bulunan bolca bulunan kuşlar olduğu söylenmektedir.

KAHVE MOLASI


Öğlen vakti dinlenmek için biz merkezde bulunan Şükufe Cafe’yi tercih ettik. Trafiğe kapalı bir cadde üzerinde bulunuyor. Bir alt sokağında otopark mevcut. Hatırlatma fayda var biz Nisan ayında gitmemize rağmen çok büyük park sıkıntısı yaşadık. Belediyenin katlı otoparkı ve yol kenarları hep dolu. Oyalanmadan normal bir otoparka aracını koymanızı öneririm. Fazla vakit kaybetmemiş olursunuz.

Şükufe Cafe’nin kahveleri ve fiyatları gayet güzel. Dinlenmek ve bir kahve içmek için güzel bir mekân yapmışlar. İşletmecisi gayet kibar. İç dizaynı da gayet şirin. Yolunuz düşerse gitmenizi öneririm.

Buradan çıkıp rotamızı Söke’ye kırdık. Söke’de çok güzel bir köyün varlığından haberdar olduk. Ege bölgesi öyle bir yer ki kahverengi tabelaya rastlamamak mümkün değil. Eski Doğan Bey Köyü’ne giderken yol üstünde Priene Antik Kenti’ne girdik.

PRİENE ANTİK KENTİ

Priene antik kenti günümüzde Didim-Gülbahçe yolu üzerinde, Mykale (Samsun) Dağının güney eteklerindedir. Herodotos’a göre Panionion’a 12 kent katılabiliyordu; Miletos, Myous, Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai, Phokaia, Khios, Erythrai, Samos ve Priene. Bu bilgiden yola çıkarak, Priene’nin tarihini İ.Ö. VII. Yüzyıla kadar götürebiliyoruz.

Antik dönemden bugüne kadar gelen anlatımlara göre kenti kuranlar İonia’ya göç eden kolonistlerdi. Liderleri ise Atina’nın efsane kurucusu Kodros’un oğlu, Aepytos’tur. Priene’nin bu nedenle tarihsel süreçte hep Atina’ya bağlı kaldığı varsayılmaktadır.

PRİENE TİYATROSU

Tiyatro Roma çağında gerçekleştirilen değişikliklere rağmen Helenistik geleneği korumuştur, bu yönüyle önemlidir. Tiyatronun İ.Ö. 3 yüzyılda inşa edildiği bilinmektedir. Toplamda 50 sıralı bir cavea ile 5000 kişi kapasiteli bir tiyatrodur. Cavea 6 kerkidese sahiptir, prohyria ve tente delikler gözlemlenmektedir.

Proscene 21 metre uzunluğunda ve 2,74 metre genişliğindedir. Scene 2 katlıdır, bugün sadece alt katı görünmektedir. Her iki katta da üçer oda bulunmaktaydır ve alt kattaki odalar birer kapı ile prosceneye açılmaktaydı.

ATHENA TAPINAĞI

Athena Tağınağı

Priene’nin en eski ve en önemli yapılarından birisidir. Deniz seviyesinden yaklaşık 97 metre yüksekliktedir. Tapınağın mimarisi klasik dönem helen mimarisine uyum göstermektedir. Tapınak; naos, pronaos, opisthodomos’dan oluşmaktadır. 6x 11 sütunlu ion düzeninde inşa edilmiştir.

Athena Tağınağı

Tapınağın mimari Pytheos’tur. (Mauseleum ve Didyma Apollon Tapınağının mimarı) Opisthodomos’u dor düzeninden alıp, ion düzenine uygulayan mimardır kendisi. Tapınakta 24 yivli sütunlar kullanılmıştır. Vitrivius, De Architectura adlı kitabında ion tapınaklarına örnek olarak bu tapınağı vermektedir.

Priene Antik Kenti şu ana kadar yol üstündeyken durduğum ve en beğendiğim yer oldu. Eski Doğanbey Köyü’ne giderken Güllübahçe Köyü’ndeki tabelaları takip ederek kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz.

  • Müze Kart geçiyor. Kartınız yoksa 5 ₺ giriş ücreti bulunuyor.
  • Tuvaletleri gayet temiz.

SON DURAK

ESKİ DOĞANBEY KÖYÜ

Kaderine terkedilmiş bir köy olarak anılıyor genelde Eski Doğanbey. Keşke bütün köyler bu şekilde kaderine terkedilse diyemeden edemiyorum. Köy’e 1800’lü yıllarda padişah fermanı ile yerleşimler başlamış Yunan Adalarından. 1924’te ise mübadele ile değiş tokuş yapılmış ve orada yaşayan Rumlar Yunanistan’a, oradakiler ise Türkiye’ye gelmiş. 1985 yılına kadar bu köyde yaşam varmış. Daha sonrasında köyden 2 km uzaklıktaki düzlük alana geçiş yapılmış. Gerekçe olarak ta köyün düzlük olmayışı, sokaklarının dar olması ve tarım alanlarının az olmasıymış.

Köyün girişinde aracınızdan iniyor ve müsait bir yer bırakıyorsunuz. Ki genelde her yer bomboş rahatlıkla park yeri bulabilirsiniz. Sonrasında küçük el yapımı bir köprüden köye adımlarınızı atıyorsunuz. Korkmayın köprü sağlam! Arnavut kaldırımlarında yürüyerek o güzel konakları görmeye başlayacaksınız yavaş yavaş. Müthiş bir dingillik hâkim köye. Kuş sesleri, yaprak hışırtıları arada bir rüzgâr sesi…

Daha sonralarında köydeki evler yerlileri tarafından restore edilmiş ve şu an neredeyse hepsi bakımlı ve orijinalini yansıtır şekildeler. Şirince ya da Cumalıkızık gibi popüler olmuş turist akınına uğramış bir köy değil. Yaz aylarında bir nebzede olsa kıpırdanma varmış ama gerek konaklama gerek yeme içme mekanlarının fazla olmaması kalıcı turist akımına sebep vermez diye tahmin ediyorum.

Köyün girişinde büyük bir bina bulunuyor. Şu anda Ziyaretçi Tanıtım Merkezi olarak hizmet veriyor. Kapanmasına 15 dk kala Mustafa Amca bizi misafirperverlikle içeriye davet ediyor. İçeride toplantı salonu, fotoğraf sergisi salonu, orada yaşayan hayvan türlerinin olduğu sergi salonu ve Dilek Yarımadası Milli Parkının minyatürü bulunuyor. Tanıtım merkezinin hemen yanında bir kafe bulunuyor. Soluklanmak için iyi bir tercih olabilir. Çok ilgili ve bilgili bir çift işletiyor. Demli bir çay içmeyi ihmal etmeyin. Çünkü biz de günü burada batırıp çaylarımızı yudumladık.

Ege blog serisi devam edecek…

Share

One comment
  1. Ben tarihi ve tarihi yerleri seviyorum.Eskiden beri hep bir ilgim vardı.Duyduğum yada merak ettiğim şeyleri de araştırmayı seviyorum.Bu yüzden de yazını merakla okudum.Resimlerde güzeldi hatta merakımı daha da arttırdı.Bu yüzden gidicem sanırım oralara..teşekür ederim emeğine sağlık..

Leave a comment

Or

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir